Nif Bağları

barrel1Bu yaz gerçekten de verimli geçti benim için. Önce Trakya’ya bir tur (her ne kadar her durağa gidilemese de), üstüne bir eksikle Urla bağları ve sonunda kendime ve kendilerine söz verdiğim gibi Nif Bağları… Şaraplarından bir kısmını tatma imkanım olmuştu ama İzmir’den yaklaşık yarım saat mesafede yeni bir ‘eser’ inşa edildiğinden haberim yoktu. Gittim, yarım inşa halinden etkilendim, bitmesi için gün saymaya başladım bile. Emin olun bittiğinde İzmir yeni göz bebeklerinden biri olacak!

Untitled_Panorama1

Ne zamandır ha gittim ha gideceğim dediğim bir çok bağa bu yaz gidebildim sonunda. Mutluyum, bir nebze olsun huzurluyum… Nif Bağları’na ziyaret planım da bu haftasonu mutlu sona ulaştı. Sevgili Gaye (Özcan) Hanım’la ortak bir zaman bulabildik ve apaçık, yazdan kalma sıcaklığıyla bir pazar gününde Nif Bağları’ndaydım. Oktay (Ekşioğlu) Bey de kendi deyimiyle ‘her zamanki gibi’ oradaydı. Onlara sonra geleceğim, önce Nif Bağları… Çoğunluğumuzun ismini yeni yeni duyduğumuz bir firma Nif ama bunun nedeni şaraplarını piyasaya geride bıraktığımız yıl içerisinde çıkarması sadece; yoksa şirket mazisi 10 yıl öncesine kadar gidiyor. Bu da demek oluyor ki alelacele iş yapan bir firmayla değil, tam tersine attığı her adımı sakin, bilinçli ve bilerek atan bir firmayla karşı karşıyayız. Bağlar ve şaraphane İzmir,Kemalpaşa’da yer alıyor; İzmir merkezden yarım saatlik mesafede. Ailenin dedesinin bağları zaten buradaymış; yani bağcılık kanında varmış meğer ailenin. Kanda olunca bağ ilerleyen nesillerden birinde çıkıyor muhakkak anladığım kadarıyla. Firmanın bugün hepsi Kemalpaşa’da 400 dönüm bağı var. Şato tipi üretim yapıyor Nif de.

IMG_1576

Gaye Hanım da kim derseniz onu da kısaca anlatayım. Kendisi firma sahibesi olması yanında [:)] Nif Bağları’nın önoloğu da aynı zamanda. Ege Üniversitesi’nden ziraat mühendisi olarak çıkıp, California State University’de önoloji eğitimi de almış, çeşitli şaraphanelerde kendini geliştirmiş ve başlamışlar Nif’te şarapçılığa. Şarap sektörümüzü kurtaracak tutkulu kadınlarımızdan biri o da. Omuzlarında büyük bir yükle yılının yarısını İzmir’de yarısını da İzmir dışında geçiriyor. Yorulduğu belli ama sonuç güzel olduğu, emeklerinin karşılığını aldıkları için de bir o kadar mutlu.

Bir de tabii Oktay Bey var. Kendisi de İnönü Üniversitesi’nden kimya mühendisi olarak çıkmış ve Nif’te üretim direktörü olarak takımın en öneml bir kaç parçasından biri. Benim onunla tanışıklığım 1-1,5 sene öncesine dayanmakta bu arada. Kendisi, kendi tabiriyle ne zaman gitsek Nif’tedir. Ekip kendini adamış bir ekip yani ,emekleri muazzam. Nasıl olmasın!?

IMG_1563k

Şimdi en sevdiğim kısımlardan birine geleyim: şaraphane! Tümünü olmasa bile bir çok şaraphane gezmiş bulunmaktayım. Hepsinin kendi ruhu, tarzı, yaklaşımı olduğuna inanıyorum. Bazısı geçmişi yıllar hatta yüzyıllar öncesine giden tarih kokan şaraphanelerken, bazısı tam anlamıyla bir ‘atölye’: küçük, olabildiğince mekanik ve hatta manuel işleyen bir vigneron evi (ne demekse artık), bazısı da tam tersine bir mimari baş yapıt (her ne kadar otorite olmasam da), olabildiğince şaşalı ve etkileyici. Aslında etkileyici belki de yanlış kelime çünkü en küçüğü de olsa hepsi de kendi severini büyüleyip, etkileyebiliyor. Nif son kategoriye girecek bittiğinde. Oldukça büyük ölçekte bir yapı, kendini bu işe adamış bir mimarım elinden çıkma bir esere dönüşecek sonunda. Her detayında özenin ve özelliğin hissedilebileceği bir yapı. Hatta içerisinde, dünyada tek olacak bir devasa detay da barındıracakmış. İzmir’in Urla Şarapçılık şaraphanesiyle yaşadığı deneyimi Nif’te de yaşayacağız yani. Boyutları itibariyle Gaye Hanım’ın dediğine göre milyon litrenin üzerinde üretimi kaldırabilecek bir tesis olmasına rağmen işi o boyuta çıkarmak gibi bir niyetleri şimdilik yokmuş. Zaman ne gösterir bilinmez tabii.

IMG_1560k

Bu şaraphane de diğer bazı şaraphanede görebildiğimiz yer çekimine uyumlu akışlı tesisler gibi basamak basamak inşa edilmiş bir yamaca. Aynı Büyülübağ gibi bir çizgi üzerinde 3 basamak: ilki üzüm kabul, ikincisi fermantasyon tankları ve son basamak da dinlenme tankları, fıçılar ve depolar şeklinde konumlanmış. Yalnız biraz da labirentimsi bir planı var, her yerden her yere geçilebilecek gibi inşa bittiğinde. Binanın ön yüzü zeminden çatıya kadar camla kaplı. Bu yüzden de içerisi ışıl ışıl ama içeri doğru, ileride şarap kütüphanesine çevirecekleri alan olabildiğince karanlık ve rutubetli. O kütüphaneye girebilmek de büyük şans olacak eğer mümkün olursa tabii bir gün.

Bu kadar şaraphane yeter; zaten daha tamamlanmamış bile! 🙂 Gelelim bağlara.

IMG_1570k

Daha önce de bahsettiğim gibi dededen geçen bir bağcılık var Nif’te. Sadece Nif değil bölgede hatta. Bağlar arasında gezerken başkalarına ait, çok yaşında olduğu gövdelerinden belli olan sultaniyelerden bunu anlayabiliyorsunuz. Nif’in 10 yaşında olan bağı da var 2 yaşında olan da. Açık açık burada durmayı düşünmediklerini de söylüyorlar. İlk etapta plan şaraphanenin karşı yamacını alıp, oraya bağ dikmek. Şaraphane çevresini bağlarla doldurup burayı tam bir ‘şato’ya dönüştürmek niyetindeler. Bağ ile şaraphane arasından kalan geniş bahçeyi de insanların gelip piknik yapabileceği bir mesire yerine dönüştürmek de bu planın bir parçasıymış. Dönelim bağlara… Nif Bağları’nda çok fazla çeşit üzüm bulunmakta. Bunun nedeni olarak da hala tecrübe döneminde olmalarını gösteriyorlar ve tecrübeler sonucunda verim alabildikleri üzüm cinsleriyle yollarına devam edeceklerini söylüyorlar. Özellikle Bornova Misketi’ne gösterdikleri önem hemen kalbimi kazanıyor tahmin edersiniz ki. Sadece Bornova Misketi’yle kalmıyor, Papaskarası ve Foça Karası ile devam ediyor artan sevgim ❤  Bir de ülkemiz bağlarında tek olarak Solaris isminde bir üzüm yetiştiriyorlar ve hatta Chardonnay ile kupajı piyasada bulunmakta (Ahmet (Gök) Bey’in sayfalarında bu şarap hakkındaki yorumunu bulabilirsiniz).

Nifsk

En genç Nif bağı hemen şaraphanenin yanında bulunan Güllübağ. Her sıranın başında bir gül ağacı dikili zira. Gülün ne alakası var bağda diye düşünenler için hemen paylaşayım: gül çok hassas bir bitki olduğu ve hastalıklardan çok kolay etkilendiği için, bağlarda sıra başlarına dikilirmiş ki bağa bir hastalık bulaştığında gül hastalıktan etkilensin, durum anlaşılsın ve önlemi alınsın. İşte burası da Nif’in Güllübağ’ı. Diğer bağları yakın çevreye yayılmış durumda ama şaraphaneye en uzak mesafe 3-4 km. Gaye Hanım’ın üzerinde durduğu bir nokta var yine de. “Bu kadar yakın da olsak ve 5 dakikada toplanan üzümleri şaraphaneye getirebiliyor da olsak topladığımız üzümleri soğutmalı kamyonlarla taşıyor, akşam serinliği gelene kadar da kamyon içinde bekletiyoruz” diyor. Hassasiyet had safhada anlayacağınız. Hassasiyet bu seviyede olunca tabii “Kaç gün üst üste sabahladığımı hatırlamıyorum” diye de ekliyor.

Barrel Kolaj

Saatlerimi geçiriyorum Nif’te. Pazar gününü geçirmek için daha güzel bir yöntem olduğunu sanmıyorum. Saat 18:00’e yaklaşırken müsaade istiyorum artık; herkes evine gitsin ama değil mi? Harika bir kaç saat geçiriyorum tahmin edebileceğiniz gibi ve çok mutlu ayrılıyorum Nif’ten, kendileriyle sonunda tanıştığım için. Şimdi o şaraphanenin bitmesini bekleyeceğim dört gözle ve yeni bir ziyaret de şimdiden programlanıyor bu nedenle. Siz de fırsat bulduğunuzda irtibata geçin kendileriyle ve onları ziyaret edin. Bulabilirseniz şaraplarından, sakın kaçırmayın ve bir şişe edinin (en azından).

Reklamlar

Argun Tanrıverdi hakkında

about.me/argun.tanriverdi

03/10/2013 tarihinde Şarap içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 4 Yorum.

  1. konu itibariyle özgün ve güzel bir blog olmuş. bu postun resimleri ve yazının akıcılığı da çok hoş.

  2. Neden nif acaba ?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: