Trakya Günlükleri 8: Son Durak Gali

04_IMG_1107kBir yandan hiç bitmeyecek gibi gelip, bir yandan da göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir yolculuğun sonuna geliyorum artık. Yola çıkma günü bugün (ne yazık ki). Neyse, gezimin sonuçlarını başka bir kısa yazıya bırakıp Gali’de yarım günüme geleyim. Biliyorsunuz Gali’yle tanışıklığım geçen sene düzenlenen 2.Çeşme Marina Şarap Festivali’ne uzanıyor. Sonrasında Bozcaada-Gelibolu Şarap Turumda da ziyaret edebilmiştim bağlarını ve şaraphanelerini hatırlarsınız. Yaklaşık bir yıl sonra Kavur ailesi ve Gali bağlarıyla buluşmak ne kadar güzel!

02_IMG_1097k

Bağcılık, hele ki şaraplık üzüm bağcılığı kolay iş değil zaten. Bir de bu ülkede yapıyorsanız bu işi, sıkıntının haddi hesabı yok. Geride bıraktığımız aylarda Kavur bağlarının hemen yanındaki parsellerde de yangın çıkmış örneğin. Çok şükür tek bir asmaya dahi zarar gelmemiş. Lakin bağlara ve bağ evine elektrik getiren elektrik hatları kopmuş ve aylar geçmesine rağmen basit bir problem doğru düzgün çözülememiş. Ben orada bulunduğum sırada elektrik yoktu mesela. Şaraphanenin bağların hemen yanında olmadığına seviniyorum adeta bu yüzden (hatırlarsanız bağ arazisi doğal miras kabul edildiği için şaraphane inşasına izin vermemişti devlet). Bu elektrik sıkıntısı Kavurları da Chateau Nuzun’daki gibi rüzgar gülü ya da güneş panelleri kullanmaya itiyor. Böyle noktalarda bir kaç saatlik elektrik bile hayati olabiliyor.

01_IMG_1088

Bu sadece dolaylı yollardan etkileyen bir sıkıntı Gali’yi; bir de daha direk olan sıkıtılar var şüphesiz. Gali’nin şaraplarının (ki zaten piyasada 3 çeşit var) ne kadar başarılı ve kaliteli olduğunu zaten biliyoruz. Yani şaraplarda hiç bir sıkıntı yok. Lakin Türk şarap piyasası bir kurtlar sofrası tahmin edersiniz. Piyasa küçük ve daha da küçültülmek için birileri elinden geleni ardına koymuyor. Bazı şarap üreticilerimiz de sağ olsun bu piyasayı genişletmeye çalışmak, daha geniş bir kitleye ulaşmaya çalışmak yerine o küçük pastadan daha çok pay kapmak için çaba gösteriyor ve bunu herkes de biliyor (ilk kez duyuyormuş gibi yapmayın bakayım). Hele bir de son yasa(k) sonrası bu durum daha da vahimleşti ama eminim sıyrılmak için bir yol bulacağız. Neyse… Bu durum da haliyle Gali’yi biraz karamsarlığa itmiş. Yine de bu karamsarlık gelecek planları yapmaktan da alıkoymamış onları neyse ki.

07_IMG_1102k

Beni en çok sevindiren detaylardan biri Gali’nin de renkleneceği yakında. Biliyorsunuz Kavur Bağlarında sadece Merlot, Cabernet Sauvignon ve Cabernet Franc  asmaları var. Ama şimdi bir de Trakya’dan pek güzel şaraplar veren Viognier de Kavur Bağlarına girmiş meğer, hem de pek yeni. Güzel haber, asmalar yerlerini pek beğenmiş, hemen kuvvetlenmişler. Pek de sağlıklı görünüyorlardı bana sorarsanız. Hakan Bey’e göre 2 sene içerisinde bir Gali Viognier tatma fırsatımız olacak.

Bir güzel haber de (memleket için) bu sene Merlot bağlarının beklentilerin de üzerinde, hatta Kavur’ların işleyebileceği miktarın bile üzerinde ürün vermiş olması 🙂 Bu üzümler çöpe atılmayacak yahut sofralık üzüm muamelesi yapılamayacak kadar değerli olduğuna göre, bu fırsatı elbet birileri değerlendirecektir. Hatta ben bu yazıyı yazana kadar değerlendirmiş bile olabilir. Toprak yasa, yasak dinlemiyor, veriyor da veriyor anlaşılan.

03_IMG_1104k

Nilgün Hanım bu yaz başlarından geçen maceraları anlatıyor bir yandan. Kimler gelmiş, kimler gitmiş bu bağlara bu yaz bir bilseniz. İnşallah yakında bu özel ziyaretlerin olumlu neticelerini de görmeye başlarlar. Yavaş ve derinden ilerliyor Gali’nin de ünü anlayacağınız.

Kavur Bağları’nda bir miktar da (piyasaya sürülmeyecek kadar) beyaz üzüm asmaları dikiliymiş ve aile bunlardan belirli miktarda deneme şarapları yaparmış zaten. Ben oradayken onların da toplanma vaktiymiş meğer. Ben de bir fotoğrafçı olarak, üzüm toplama sürecini görsel olarak arşivlemek için katılmak istiyorum bu sürece. 1 saatte hallolur denen iş 3 saat sürüyor, hava şansımıza çok sıcak. Verim bu parselde de fena değil; hatta bir iki sıra da tavşanların karınlarını doyurmuş belli ki. Şimdi bağlardan şaraphaneye götürme zamanı üzümleri, üzümler kasaların içinde o sıcakta kendiliğinden şarap yahut sirke olmadan. Fakat ne yazık ki saat benim için yola çıkma vakti. İzmir’e uzun bir yolculuğum var daha. Ayrılıyoruz bir kez daha Kavur ailesiyle, onlar şaraphaneye, ben yeniden yollara. İyi olmalarını ve moralleri olabildiğince yüksek tutabilmelerini diliyorum. Ayrılmak zor geliyor onlardan.

05_IMG_1117k

Eceabat’ta feribot için 15 dakikam kalıyor; hemen 5 dakika ötedeki Suvla’ya koşuyorum. Boş geçmek olmaz, Kapıyorum birşeyler ve feribota atıyorum kendimi. Sonrası git babam git, git babam git. Akşam, güneş batarken İzmir’e varıyorum 1 haftalık harika bir yolculuğun mutluluğu ve huzuruyla.

Reklamlar

Argun Tanrıverdi hakkında

about.me/argun.tanriverdi

31/08/2013 tarihinde Şarap içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: