Trakya Günlükleri 6: Barel ve Barbare

04_IMG_0984kChateau Nuzun’dan ayrııp hiç vakit kaybetmeden Barel Bağları’na varıyorum. Barel’le 1,5 sene kadar önce tanışmıştım “Ne’ala“larının görselliğinin çekiciliği sebebiyle ve hatta “Barel Ne’ala ve Bizden Biri Şaraplar” diye kısa bir yazı yazmıştım, belki hatırlarsınız. Tanışma böyle olunca, hemen ısınıverdim şaraba olan yaklaşımlarına. Tavırları, etiketleri gibi net şaraphaneleri de. Bulmak da pek kolay oldu. Bir koca kutu gibi yolun kenarında duruyor; hemen yanında da bağlar başlıyor zaten. Kapı da açık, sanırsın ki gelmemi bekliyor.

03_IMG_0977k

İki genç bağcı-şarapçı karşılıyor beni, Gülçin (Akçay) Hanım ve Cihan (Abay) Bey. Kısa bir tur atıyoruz hemen şaraphanede. Yeni tanklarını ve meşe fıçılarını bekliyorlar ve tabii ki yaklaşan hasat günlerini; tam bir fırtına öncesi sessizlik hakim buraya. Temizlik de tamamlanmış, her şey yerli yerinde.

02_IMG_0963k

Binanın duvarlarından birinde altta depolar, üstte ofisler ve tadım odasını barındıran hacim var. Butikliği her detayda görebiliyorsunuz, abartı ve zorlama hiç yok burada. Bu yüzden samimi geliyor. Yavaş yavaş Barel de meşe fıçılanmaya başlamış. Şu an piyasada olan Barel’lerin hiç biri halbuki meşeye girmiş değil. Önümüzdeki yıllarda öylelerini de tadacağız şüphesiz.

05_IMG_0965k

Şaraphaneden çıkıp bağların arasından (kendi ve komşu bağların arasından) tepenin aşağısını sallanıyoruz arabayla. 2 dakikalık mesafede her türlü yeşilin ve ağacın arasında gizlenmiş küçücük bir bağevi çıkıyor karşımıza demir kapılar ardında. Burası tam bir saklanma noktası. Her hangi bir yönden görülmesi mümkün değil ve telefonlar bile çekmiyor. Kafa dinlemek ve de güzel sohbetler için birebir burası, çok güzel düşünülmüş. Hele daha piyasaya çıkmamış bir roze içme şansınız olursa mesela daha da şanslısınız demektir 😉 Şimdilik sadece 3 Barel var piyasada, hepsi de fiyat/kalite konusunda iddialı. Belki yakında yeni çeşitler çıkar da biz de daha çok bahseder olabiliriz bu butik üreticimizden (ve tabii yasa(K)larımız izin verirse). Yeni şarap yapımcısıyla yeni projeler olduğu müjdesi alıyorum bu arada. Yakında yeni renkler, yeni yeni Barel’ler göreceğimizden şüphem yok.

04_IMG_0973k

Ne yazık ki arzu ettiğim kadar vakit ayıramıyorum Barel’e de. Daha iki durağım daha var ve saat üçü geçmiş bile. Vedalaşıp yola koyuluyorum. Yine pek bir yakında ve sırada Umurbey var.

01_IMG_0982k

Umurbey sağ olsun koca koca tabelalar koymuş daha önce pek az rastladığım bir şekilde. Bu yüzden bağları ve şaraphaneyi bulmak pek kolay oldu. Bu sefer pek şanslı değilim ama; çünkü Umurbey’i ziyaretim tam da beyaz üzümleri hasat etmeye başladıkları güne denk geldi. Önce şaraphaneye gidiyorum bağların yanından geçerek. Tam bir ıssızlık hakim bu güzelim tuğla binaya. O kadar ki kapıda bekleyen iki köpek dahi başlarını bile kaldırmıyor. Hemen atlayıp bağlara dönüyorum iki dakika mesafedeki. Bir kaç sırada bir, sıra başlarında Umurbey kasalarının içinde toplanmış beyaz üzümler beklemekte. İleride iki sıra arasında da bir traktör ağır ağır ilerlemekte, tepesi görünüyor bir tek. Bir kaç fotoğraf çekip, iki kelam sohbet edip uzaklaşmayı uygun görüyorum rahatsızlık vermeden kimseye (ya da belki yanlış yaptım bilmiyorum). Yolu öğrendiğimden ve bu koşuşturma temposunda ziyaretlerden ziyade daha sakin ziyaretler yapma arzumdan dolayı nasıl olsa bir kez daha Trakya yolları görünmekte ufukta. Bu yüzden de çok dert etmiyorum şimdi göremediklerimi. Umurbey’in karşı tepe komşusuna geçiyorum 5 dakikalık bir yolculukla. Sırada Barbare var!

01_IMG_0998k

Barbare’de tek telaş hasattan dolayı değil. Tam bir inşaat hali hüküm sürmekte Barbare’de. Can (Topsakal) Bey de burada, işin başında. Hemen ardından Özcan (Yetiş) Bey de katılıyor bize. Barbare ciddi bir işe girmiş, haberim yoktu. Tesisi büyüterek bir restoran ve 5 odalı bir de butik otel katıyorlar Barbare’ye. Özetle diyebilirim ki muhteşem olacak, çok belli ve bittiği zaman bir kez daha geleceğim o halini görmek için ve o manzaralı restoranında oturup bir şişe Barbare içmek için (aşağıdaki fotoğraf restoranından göreceğiniz manzara olmakta).

07_IMG_1021k

Şaraphaneye ulaşmak için bağların arasından geçmeniz gerekiyor zaten. Siz daha tesise gelemeden üzümlerle tanışıyorsunuz Barbare’de. Şaraphanenin bir yanında bağlar neredeyse duvara temas edecek, o kadar yakın. Bu yakınlık da farklı, keyifli bir duygu yaratıyor (en azından bende). Bağlarla bu kadar iç içe hissetmek her üreticimizde olan bir durum değil (olması gerek gibi bir yorum getirdiğim düşünülmesin lütfen, lakin hoş bir durum).

09_IMG_1012k

Özcan Bey’le şaraphaneye bir bakış attıktan sonra (hasat öncesi her yerde olduğu gibi burada da hummalı bir temizlik çalışması var) mahzene geçiyoruz raflarda dinlenen yüzlerce şişe ve kat kat sıralanmış meşe fıçıları arasından. Tuğla duvarlarla kaplı bir tadım odası varmış meğer burada. Duvardaki oyuklarda da onlarca şişe dinlenmekte. Ortam pek huzur verici. Ortada büyük bir masa çevresinde Barbare’ye ve Barbare’lere dair tüm beyin fırtınalarının döndüğü.

04_IMG_1007k

Özcan Bey’le Barbare, şarap sektörü, gelecek planları hakkında çok keyifli bir sohbete dalıyoruz. Şarap camiasına iyi kötü 2 senedir bulaşmış biri olarak böyle güzel insanları bu kadar geç tanımış olmaya üzülüyorum adeta. Barbare’lere diyecek lafım yok zaten eğer merak ediyorsanız. Ah o karabiber diyorum akşam vakti burnuma gelen tee 2008 senesinden 😉 Bir de Barbare’lerin Fransa’da Fransız tüketiciye ulaştığını söylüyor Özcan Bey. İnceden bir göğsüm kabarıyor. Şaraphanede satılan Barbare’lerin tüm elden çıkan ürünlere oranı da şaşırtıyor beni; neredeyse üçte bir oranda Barbare direk şaraphaneden tüketiciye ulaşıyormuş meğer. Restoran ve otelin katılımıyla bu oran çok daha üst seviyelere çıkacak şüphesiz.

Güneş de yüzünü aşağı çeviriyor bu arada iyiden iyiye. Bağlardaki günü bitirmenin vakti gelmiş demek oluyor bu. Daha gidip kalacak bir yer de bulmam lazım; daha doğrusu sevgili yardımsever şarap dostlarımın önerdiği oteli bulmam lazım geliyor. Barbare’ye de veda ediyorum tekrar görüşmek üzere ve Tekirdağ’a doğru yola koyuluyorum.

Reklamlar

Argun Tanrıverdi hakkında

about.me/argun.tanriverdi

29/08/2013 tarihinde Şarap içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: