Trakya Günlükleri 5: İlk Durak ŞatoNuzun

01_IMG_0911kMarmara kıyısına geceden iniyorum ve gecemi Marmaraereğlisi’nde geçiriyorum. Trakya turumda 4. gün ve bugün koşuşturma günüm (hatta bundan sonraki tüm günlerim öyle olmak zorunda). Olacak şey değil ama Chateau Nuzun, Barel, Barbare ve Umurbey’i ziyaret etmem lazım yoksa listeden bazı üreticileri çıkarmak zorunda kalacağım. Bu da yapmak isteyeceğim son şey. Kaldı ki Gülor’u atlayıp hiç programa dahi almamışım meğer ve bildiğiniz gibi Chamlija’yı da gördüm sayılamaz ve bir de pek tanışmak istediğim Uluca’yı da bir sonraki ziyarete bırakmak durumunda kaldım.

02_IMG_0913k

Sabah saatin 10:30’unda çalıyorum Chateau Nuzun’un kapısını. İlk önce her bağda olduğu gibi Kangal’lar karşılıyor beni. Sonrasında Necdet Bey’le de bahçede karşılaşıyoruz; kendisi telefonda. Şarabın derdi az ya, yetmezmiş gibi bir de şişeci size problem çıkartırsa tam da hasat öncesi!? Tanklar, fıçılar şarap dolu; yeni hasattan gelecek üzümlere yer açmak, dolayısıyla tanklardaki şarabı şişeye koymak lazım… Nasıl bir his olduğunu Necdet Bey’e sorun da anlatsın.

05_IMG_0921k

Hazır bahçede karşılaşmışken bağlara dalıyoruz hemen. Chateau Nuzun’un bağları da bir tepeciğe konumlandırılmış. Böylece her yönden gelen havaya açık durumda. Zaten rüzgarlı olan bu bölgede her tarafa açık bir konumda bağlar… Rüzgar öyle kuvvetli ki zaman zaman, Uzun ailesi bağların ortasında zirveye iki tane rüzgar gülü dikmeyi akıl etmiş; güneş panellerini de yanına konumlandırmış ve kendi ek enerjisini üretir noktaya gelmiş. Ne kadar akıllıca  bir şarap üreticisinin enerji bağımlılığını da terroir’ından gidermeye girişmesi. Harika fikir; bu yüzden de paylaşayım istedim sizlerle.

12_IMG_0925k

Arazilerini aldıkları zamanı anlatıyor Necdet Bey. Bana ilginç gelen (sanki her işimi internetten halletmiyor muşum gibi!) bu araziyi internetten bulmuş olmaları. Tabii internetten bulunup, tek bir ziyaret, toprak analizi, tetkik yapmadan alınmış da değil, bakmayın siz öyle dediğime. Eskiden buğday ve ayçiçeği tarlası durumundaymış, genelde tüm Trakya’da olduğu gibi. Bom boşluğun ortasında bir arazi imiş. Şimdi ise eskisi gibi boş olmasa da yakın çevresine göre tepede olan konumuyla bir vaha gibi burası. Burada da aynı Arcadia’da olduğu gibi toprağın çok yakın mesafelerde değişim gösteren yapısından ve ayrıca farklı yönlere olan açıklığı ve eğimi nedeniyle oluşan mikro klimalardan bahsediyor Necdet Bey. Tüm bu faktörler şaraplara da direk etki ediyor şüphesiz.

06_IMG_0927k

Bir de bağlarının ortasında da yarattıkları “şato”ları var tabii. Çok yıl sonrasına göre planlanmış ve kendi zevklerine göre de dekore edilmiş; odukça gösterişli bir tarzı var. Giriş katı ofisler ve tadım salonlarını (tadım salonları dediysem kocaman bir alandan bahsediyorum), alt kat üretim tesisi ve mahzeni barındırıyor. Bu tesis de yamaca inşa edilmiş ve iki yönü (hatta her yönü) arasında kot farkı bulunmakta. Bu sayede; şaraphanenin de en alt seviyede olmasından kaynaklı; üzümler tanklara rahatlıkla, ekstra bir müdahale gerektirmeden aktarılabiliyor. Üst katta da her ne kadar şu an aktif olarak kullanılmasa da hazır bir butik otel var. Uzun ailesi yaptıkları ve girişecekleri her işte mükemmeli arayan bir aile belli ki. Misafir ağırlama işine de işi hakkıyla yapabileceklerine kadar vermeden girişme niyetinde değiller ama onun da sırası gelecek tabii ki. Tahmin edebileceğiniz gibi manzara da yine görülmeye değer. Bu tesisin hemen bağlarla arasında bir de havuz yapmışlar; havuzun başında mangallar, şenlikler… Pek hoş!

03_IMG_0926k

Mahzen de aynı şekilde görülmeye değer. Bu tesisteki her detay Necdet Bey’in de ifade ettiği şekliyle bilinçli yapılmış. Dairesel duvarları içerisinde onlarca fıçı içerisinde Chateau Nuzun’lar beklemekte. Ortada da camla ayrılmış ve kendi özel havalandırması olan bir tadım odası bulunmakta. Böyle bir detaya sanırım daha önce denk gelmemiştim. Fıçıların ortasında o güzelim Chateau Nuzun’ların tadına bakmak gayet keyifli olabiliyor(dur her halde), mesela yepyeni bir Chateau Nuz, bir kıpkırmızı Roze…

07_IMG_0938k

Ayrılma vaktim geliyor. Sırada Barel’e uğramak var. Neyse ki mesafeler pek kısa buralarda, tam da “şarap turizmi”lik 😉 Veda ediyorum Necdet Bey’e, güzelim karabaşlara ve rüzgarlı şatoya.

Reklamlar

Argun Tanrıverdi hakkında

about.me/argun.tanriverdi

28/08/2013 tarihinde Şarap içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: