Şarap Dünyama Hüzün ve Öfke Hakim

matakana-wine-trail-photo22 Ağustos 2011’de yazmışım ilk şarap blogum olan “Kırmızı Sever“de ilk yazıyı ve o ilk yazının üzerinden tam tamına 661 gün geçmiş (aslında yazıyı yazdığımda 647’ydi). Bülent Akgezer’in “Şarap: İklimin ve Tarihin Kızı” isimli kitabını tanıttığım o ilk yazıyı yazıp yayınladığımda aklımın ucundan geçiyor muydu acaba 661 gün sonra 100’lerce harika insanla tanışmış olacağım, Almanya’da bağlar arasında dolaşıp harika dostlar edineceğim, tadımlara çağırılacağım, yemeklere katılacağım, eskisinden çok daha fazla sevsem de beyaz şarabı, ‘Kırmızı Sever’ isminin üzerime yapışacağı!? Tabii ki de geçmiyordu; hatta neden bir şarap blogu başlattığım hakkında bile bir fikrim yoktu pek fazla. Sadece yapmam gerektiği doğmuştu içime ve başlamıştım yazmaya. Hayatımın göbeğine geldi oturdu adeta böylelikle adına “şarap” denen mucizevi şey.

1

Şimdi zorla hayatımızdan kopartılmaya çalışılıyor bir çok başka değerimizle birlikte şarabımız da, büyük bir vurdumduymazlık, büyük bir nefret, büyük bir kinle. Yaşayana, büyüyüp gelişene karşı duydukları öfke bu; ağaca da, şaraba da, birlikteliğe de, dostluğa da olduğu gibi… Yanıldıkları bir nokta var yalnız; büyüyen şeyleri zorla yok edemezsin. Hele ki yok etmeye çalıştıkların bir asma kadar güçlüyse ve yine bir asma gibi en kıraç noktada en güçlü şekliyle yeryüzüne çıkıp, en mükemmel haline bürünüyorsa…

Şimdi firmalar birer birer veda ‘reklam’ları yayınlıyorlar sanki kapılarına kilit vuruluyormuş gibi. Gerçek tabii ki bu değil ama kapılarının önlerine devasa bir barikat kurulduğu aşikar ve o reklamları görünce hüzünlenmemek elde değil. En azından benim içim acıyor bu memlekete hizmet eden, emeğini, servetinin bu memleketin toprağına yatıran ve ülkenin çok önemli bir değerini yaşatmaya çalışıp ayakta kalmaya çalışan firmalara, halkı zehirleyen ve ortadan mümkün olduğundan uzak tutulmaya çalışan birer hastalık gibi yaklaşılması karşısında.

Vedalar

Sizler ne hissediyorsunuz bilmem ama ben bu dönemde daha da güçlü bir bağ oluştuğunu hissediyorum ülkemizin bu müthiş değeriyle aramda. Şarap sektöründen hayatını kazanan biri olmadığım için “Senin için konuşması kolay!” diye düşünüyor olabilirsiniz ama her şeye, yasaklara, çıkartılan kanunlara ve belki de yakında karşılaşacağımız (ki muhtemeldir) ‘alkol’ü (şarap alkol değildir!) tümden yasaklayacak zihniyete karşı daha da fazlamı vermek ve mücadele vermek istiyor benliğim. Çocukluğumdan beri hayalperesttim aslında; şimdi de hayallerim var, nasıl gerçekleşeceklerini bilmesem de!

Reklamlar

Argun Tanrıverdi hakkında

about.me/argun.tanriverdi

12/06/2013 tarihinde Şarap içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 2 Yorum.

  1. dostbahcesindenlezzetler

    Cok guzel bir yazi paylasmissiniz sagolun. Twitter danda takipteyim ama son yasaklarla blogcularida listelerine almalarina uzuldum. Ve onca sarap ureticimiz birsey yapamiyormu sikayet karsi cikma yargiya basvurma..sessizmi kalinacak..cok uzgunum Turkiyemin guzel sarap ureticileri adina..keyifle dostlukla!

    • Üzülmemek elde değil…Hele ki bu vatanı, bu toprağı, insanını ve de tabii ki şarabı seviyorsanız. Blogların akibeti daha belli değil aslında ama şu ana kadarki yaklaşımlarından, onları da yok edeceklerini tahmin etmek güç değil ne yazık ki.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: