Bir Doluca Antik Yazısı

Bu biraz kişisel bir yazı olacak aslında; bir şaraptan çok, o şarapla olan ilişkim üzerine. Demeyin “İnsanın şarapla ilişkisi mi olurmuş yahu?” diye, oluyor vallahi. Son aylarda tattığım şaraplar hakkında yazmayı bırakmıştım aslında. Boş laflar etmek yerine sadece fotoğraflar paylaşıp, sevgi mırıldanmaları ekliyordum yanlarına bu fotoğrafların.Fakat bazı şaraplar var ki haklarında bir kaç kelam etmeden de olmuyor bir türlü işte. Soframdaki son misafirim de onlardan biriydi, belki de en önemlilerinden.

Doluca Antik 2010 Kırmızı bahsettiğim bu şarap.

Yıllar önce bizim evde bir tek yılbaşı gibi özel günlerde şarap içilirdi, ya da bir kutlama sırasında. Çok da net hatırladığım, içtiğimiz şarapların çetelesini tuttuğum zamanlar değildi bunlar ama şarabı hep ağabeyimin aldığını hatırlıyorum; bir de  bu gecelerde; neden bilmem; şarap olarak çoğunlukla Doluca Antik Kırmızı içildiğini. Bu yüzden de yeri özeldir bende bu şarabın.

Fakat garip olan durum 2011’in ağustosunda başlayan şarap maceram boyunca bu şarapla rafta defalarca göz göze gelmemize rağmen alıp içmememdir. Nedenini bir türlü tam olarak çözemesem de belki de şarabı bugün tadıp, beğenmeyip hayal kırıklığına uğramaktan korkuyordum. Hayal kırıklığına uğrayacak olmasam bile Antik‘in her zaman o hatırladığım, her yılbaşında içtiğimiz şarap olarak kalmasını istiyordum bilinç altımda belki de.

Sonunda geçen hafta bu durumu değiştirmek istedim bir marketteki indirimin de yardımıyla (!) ve aynı geçmiş zamanlardaki gibi olmasa da, haftanın her hangi bir günü özenerek hazırladım sofrayı sanki bir şeyi kutluyormuşuz gibi. Günlük tabak, çatal, kaşıkların yerine özel günlerde kullandıklarımızı masaya çıkartıp, her gün serdiğimiz sofra örtüsünü bile kullanmak yerine beyaz, temiz bir örtü serdim masaya. Şarabı yarım saat öncesinden açıp havalanmasına bile olanak tanıdım çoğunlukla yaptığımın aksine.

Sonuçta neyse ki hayal kırıklığına uğrayıp üzüldüğüm bir geceye dönüşmedi bu özendiğim gece. Şarap o geçmişten kalan fikirlerimin çizgisindeydi neyse ki. Ağırlıklı olarak kullanılan Boğazkere’nin boğazı tırmalıyıcılığını da inceden hissettirirken, Shiraz’la bu durumu yumuşatmayı başarmış ve gayet kolay içimli, gayet dengeli bir şarap oluvermiş bana kalırsa. Ne bir meyve patlaması yaşatıyor damağınıza, ne de 8 ay meşe fıçılarında dinlenmiş olmasına rağmen meşeyi yalıyormuşsunuz hissini yaşatıyor size Antik. Çok klasik bir şekilde yapılmış ev köftesi ile de tabii ki uyumlu bir şekilde akıverdi boğazlarımızdan, gecemize ayrı bir neşe kattı.

Çok büyük beklentilere girmeden tüketilmesi gerekilen, günlük tüketime fazlasıyla uygun bir şarap olduğu aşikar Doluca Antik 2010 Kırmızı’nın ve hatta belki de misafirliğe gittiğinizde elinize alabileceğiniz şarap rolünü de üstlenebilir. Bana ve aileme afiyet oldu, umarım en kısa zamanda sizlere deolur!

Reklamlar

Argun Tanrıverdi hakkında

about.me/argun.tanriverdi

28/11/2012 tarihinde Şarap içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: