Bir Şarap Turu 5: Dönüş Günü Suvla

Her güzel şeyin bir sonu var şüphesiz. 4 gecelik Bozcaada ve Gelibolu’yu kapsamaya çalışan şarap yolculuğum da bir istisna değildi ne yazık ki. Artık Çanakkale’de son sabahım ve yola çıkmadan gezi planından kalan pek önemli bir eksiği tamamlama vakti geldi de geçiyor: Suvla Şarapları‘na olan ziyaret tabii ki de! İlk ziyaretimde (2 gün önce) kendime bir kalacak yer ayarlayıp geri geleceğimi söylemem üzerinden 2 gün geçmiş; beni içeri almasalar yeri ya, bu sefer tüm enerjim ve ilgim yerinde. Girebildiğim her köşesine girip, her şeyi görmek niyetindeyim.

Öncesinde toparlanıp yola düşmem çok vaktimi almıyor ve 10 dakika sonra Suvla’dayım (Eceabat’ta kalacaksanız benim gibi, merkez içinde hiçbir yer arabayla 10 dakikadan uzak olmayacak zaten). 2 akşam önce geldiğimde ilk önce Suvla İşletme Müdürü Nusret (Sağnak) Bey ile tanışma fırsatım olmuştu. Bu sabah Nusret Bey’i göremiyorum. Tadım barının arkasında Mustafa (Cengiz) Bey karşılıyor beni bu sefer. Binanın içinin fotoğraflarını görmüştüm daha önce aslında. Sol duvarda tavana kadar metal/ahşap raflarda şarap şişeleri, karşı duvarda da Kilye’nin ürünleri ve tam bir endüstriyel görüntü; tam benlik. Görmeye değer bir ortam yaratılmış burada. Şişelerin görüntüsü etkileyici. Rafların da üstünde tavana kadar kalan kısmı da yatık şekilde şarap şişeleriyle doldurmuşlar. Her halde 100’lerce şişe ve kavanoz var iki duvarı kaplayan. Baka baka bir hal olup, tadım barına geçiyorum.

Nusret Bey’in yarım saat sonra geleceğini söylüyor ve nazik bir şekilde kahve ikram ediyor bana Mustafa Bey. Pazar günü İzmir’den ayrıldığımdan beri sadece 1 kez Türk kahvesi içmişim, normalde her gün minimum iki kahve içen ben hayır demiyorum bu teklife tabii ki. Sohbete başlıyoruz kendisiyle. İki hafta önce çalışmaya başlamış burada. Kendinden biraz bahsedince anlıyorum ki Suvla’nın kapısından 3’ten 5’ten aşağı becerisi/yeteneği/üretkenlik dalı olmayan kimse giremiyor. Bünyesinde bu kadar yetenekli, üretken, girişken ve sıcak insanı barındıran bir kuruluşun başarıyı eninde sonunda yakalaması sürpriz olmazdı zaten. Suvla başarıyı biraz hızlı yakaladı bilirsiniz. Demek her adım planlanarak ve müthiş bir ciddiyetle işini bilenler tarafından yürütüldü bugüne kadar. Tebrik etmek lazım sadece.

Mustafa Bey’in dediğine göre Suvla çok önemli ve enteresan bir projenin çalışmasını yapıyor şu sıralar internet siteleriyle alakalı. Detay verip sürprizi bozmak istemem ama uluslararası olma konusunda atılmış önemli bir adım olduğu kesin ve net (en azından dünya üzerinde olmayan bir şeyin peşindeler). Beni çok heyecanlandırdı ve şaşırttı bu girişimleri. E üretken ve yaratıcı insanlar varken her şey  beklenebilir onlardan. İnşallah vazgeçmezler (ki hiç de öyle olacağını sanmam).İnternet siteleri demişken…İlk günden beri görsel anlamda çok hoşuma gidiyor Suvla; hem etiketleri, hem internet siteleri, sitede yer alan görseller ve kullanılan fotoğraflar. Soruyorum Mustafa Bey’e kimin elinden çıktığını bunların. Meğer o da ekiptenmiş, Selim Bey’in eşiymiş tasarımcı ve fotoğrafçı olan. E yaratıcı insanlar demiş miydim? 🙂

Biraz sonra Nusret Bey de katılıyor bize. Sohbet ediyoruz önce, bu sırada Nusret Bey de içiyor kahvesini. Dinlendikten sonra sıra geliyor şaraphane kapısından içeri girmekte. Selim (Zafer Ellialtı) Bey de tüm yoğunluğuna rağmen katılıyor bize biz süreliğine.

Suvla’da alanlar gelecek planlar doğrultusunda inşa edilmiş, belli. Her yer geniş mi geniş, bolca boş alan var şaraphanede. Önce üst kata çıkıyoruz demir merdivenlerden. Duvarlarda uyarı levhaları her noktada; bir fabrika özen ve titizliğinde burası ki bunu görmek güzel. Bağ bozumu sonlanmadığı için çalışma sürmekte içeride, şaraplar şişeleniyor bir yandan. Bu ana da ilk kez şahit oluyorum. Ne kadar da hızlı oluyor her şey. Zeminde yaklaşık 30 cm’lik metal kapaklar gözüme çarpıyor. Meğer alt kattaki çelik tankların kapaklarıymış. Şarap olacak üzümler el değmeden ve beklemeden tankların içine giriyormuş bu şekilde doğal kuvvetlerin etkisinde.  Aynı katta ofisler de var; ofislerin önünde de bir bilardo masası ve duvarda dart. Rahatlama köşesi her halde burası diyorum Nusret Bey’e, hiç kullanmaya fırsatları olmadığını söylüyor. Yoğunlar biraz sanırım.

Aşağı iniyoruz. Burada çelik tanklar var, bir çok çelik tank! Çok dediysek hala burada da  fazlasıyla alan var yenileri için. Koca bir metal kapıyı açıyor Nusret Bey ve karşımda, tadım bölümünden camla ayrılmış olup tadım yaparken de görebildiğimiz, fıçı dolu bir mahzen!

Mahzenin daha 3’te 1’i belki dolu. Nusret Bey içeride 3 ülke 9 üreticiden 27 farklı fıçı olduğunu söylüyor (sayılar yanlış olabilir zira yine not tutmamış olup, aklımda kalanları paylaşıyorum sizlerle). Deneysel çalışmayı seviyor Suvla belli ki. Belki de doğru yapıyor tecrübe etmekle çok seçeneği,  kim bilir. Ortam oldukça serin, fazla durmuyoruz içeride. Belli ki Suvla’da planlar uzun vadeli yapılmış. Umalım ki işler planlar doğrultusunda gitsin Suvla için, çünkü bu alanları dolu görüp minimum aynı kalitede şaraplar içebilmek keyifli olacaktır.

Yolculuk vaktim yaklaşıyor. 12 feribotuyla ana karaya geçmeyi planlayan ben, yine sarkıtmak zorunda kalıyorum yolculuğumu. Suvla’nın bağlarını görmezsem olmaz. Nusret Bey de ısrar ediyor görmem konusunda. Bir gece önceden Google Maps’ten yerlerini belirlemişim, veda edip Suvla’ya (gözüm o endüstriyel tatlı binasında kalarak)  basıyorum gaza. Yine geleceğim tabii ki de bir gün buraya geri. Kesin ve net!

Bağlara ulaşmam biraz zamanımı alıyor. Toprak yollara sokuyorum arabamı korkarak biraz da. Hatırlarsanız daha ilk günden ön lastiklerimden birini yarmış, stepneyle dolaşıyorum. Bir lastik daha patlatırsam bağların arasında ne yaparım hiç bir fikrim yok. Neyse ki sorun yaşamıyorum. Yine de fazla vaktim yok ne yazık ki ve bu sefer yalnızım da. Bağların ortalarına gelip arabanın üstüne çıkıyorum fotoğraf çekmek için. Düz ayak olduğu için yüksekten fotoğraflar almam lazım, yoksa rahat edemem. Vaktim dar olduğu için Nusret Bey’in bahsettiği çamlığı bulup keçilerini de göremiyorum ne yazık ki ama yine de bir bağın içinde olmak keyif veriyor.

Bu kısa bağ ziyaretinden sonra Bozokbağ ile de vedalaşıp dönüş yoluna geçiyorum. Dedim ya her güzel şeyin bir sonu varmış. Bitiyor Çanakkale şarap turum da 4 gece ve 4 günün sonunda. Yorucu fakat son derece tatmin edici bir gezi olduğu gerçek benim için. Buradan son kez beni kabul eden, benim için çabalayan, yorulan, şarabını ve vaktini paylaşan tüm üreticilere huzurunuzda teşekkürlerimi sunuyorum.

En kısa zamanda tekrar görüşmek üzere!

Reklamlar

Argun Tanrıverdi hakkında

about.me/argun.tanriverdi

18/09/2012 tarihinde Şarap içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 7 Yorum.

  1. Fotoğraflar çok güzel ve etkileyici, yazı da keyifli, mutlaka ben de yakından görmeliyim diye düşündürüyor insana 🙂

  2. çok güzel bir yazı, çok hoşuma gitti, tebrikler

  3. Elif Hanim Eceabat 350 km Istanbuldan. Sabah gidip aksam donebilirsiniz:)

    Sahsen mutlaka gorulmesi gereken bir yer. Bende buyulendim resmen tesisi gorunce. fermantasyon tanklari mukemmel, her sarap ureticisinin hayallerindeki gibi. Birde yukardan deliklerle direk free run sisteminin kullanilmasi cok iyi olmus. Cunku pompa kullanildikca sarapta stress oluyor ve buda ureticinin istemedigi birsey.

    Argun bey, ficilarin durdugu bolum 12 derece:) Usumeniz cok dogal:) Bu arada soylediginiz rakamlarda sadece 7 uretici degil, 9 uretici olucak, yanlis yazdiniz galiba:) Yoksa 27 farkli fici hesabi dogru:)

    Peki Argun bey, hic tadim yapmadiniz mi? Sarap fikirlerinizi merak ediyorum.

    Ben sahsen Grenache Noir a bayildim. Hem uretimini ogrenince ayri bir hayran kaldim.

    • Doğru ya 9’du hakikaten 🙂

      Suvla’da tadım çok yapmadım hatta Granache Noir dışında başka şarap tatmadım çünkü ilk gün fazla kalamadım, son gün de İzmir’e yolculuk vardı, içemezdim 😦

      Ben Suvla’dan bugüne kadar tattığım tüm şarapları beğendim hatta 24 TL’ye yanılmıyorsam piyasada olan Kabatepe Kırmızı da Beyaz da çok başarılı bence fiyat seviyesine göre. Bir de tabii Rousanne-Marsanne 2011 var ki onu en tepeye koyarım ama şarapları içinde.

  1. Geri bildirim: Suvla Wines | Design Diaries

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: